İvedihaber

Askıda Yolsulluk

Askıda Yolsulluk
Hacı Mehmet Karakaş( dilaney02@gmail.com )
79
17 Aralık 2020 - 21:41

İnsanın kaderini coğrafya belirler. İnsanın ırkını, dilini, rengini ve yaşama şeklini coğrafyanın belirlediğini söylerler. Bunu en güzel dile getiren ise 14.yüzyılda yaşamış olan ünlü düşünür İbn-i Haldun’dur.

İbn-i Haldun’a göre ‘’ Coğrafya kaderdir. ‘’ Peki coğrafya bir kader ise yoksulluk da insanın bir kaderi mi? Açlık sınırı altında yaşamak bir kader mi? Belki içimizden bir kısım diyecek ki yoksullukta coğrafya gibi insanın bir kaderidir. Peki öyle ise bu yoksulluk niye coğrafya kadar adaletli değildir? Çünkü coğrafya o bölgede yaşayan herkesin kaderidir. Oysaki yoksulluk öyle mi?

Sen zengin olduğun zaman komşun fakir olabiliyor. Bir daireyi düşünün, üst üste yapılmış olan dairede kimi fakir, kimi ondan biraz daha durumu iyi, kimisi ise ondan daha zengin. Kimi kirada, kimi evi almış ama bankaya evin taksitlerini ödüyor, kimi ise ev kendisine aittir. Bu nasıl bir kader olabilir ki? Eğer bu bir kader ise niye herkes aynı kaderi yaşamıyor? Örneğin zengin ile fakir niye aynı vergiyi ödüyor? Niye aynı dairede oturan zengin ile fakir aynı elektrik, su ve doğalgaz faturasını ödüyor?

Kişi başına düşen milli gelir neye göre hesaplanıyor? Kişi başına düşen milli gelir hesaplanırken sanal alem de olduğu gibi zenginin parası fakirde olduğu gibi mi gösterilir?

Fakir olmak, yoksul olmak veya açlık sınırının altında yaşamak kötü bir durum değildir bunu biliyorum. Üstelik bu durumu yaşayan insanlar bunu kabul etmiş durumda. Çünkü elinden bir şey gelmiyor. Belki de kaderine razı olmuştur.

Asıl kötü olan insanların onların bunu kaderini görmemesi ve kabul etmemesidir. Hiçbir hükümet, hiçbir devlet kendi ülkesinde açlık sınırının altında insanların yaşadığını kabul etmezler. Belki de kabul etmemek onların işine geliyor. Onlara göre herkes zengin ve herkesin durumu iyi olduğunu görürler.

Biliyorsunuz ki ülkemiz şuan koalisyon sistemiyle yönetilir. Kimi insan bu durumun böyle olmadığını söyler, ama her ne kadar kabul etmeseler de durum böyle. Çünkü AKP olmadan MHP tek başına karar veremiyor. Bunun tam tersi olarak da MHP olmadan AKP tek başına karar alamıyor.

Şimdi hükümete sorsanız bu ülkede açlık sınırın altına yaşayan insanlar olduğunu onlar bunu kabul etmez. Oysaki Sayın Devlet Bahçeli geçenlerde askıda ekmek kampanyasını başlattı.

Peki hiç düşündünüz mü? Yoksulluk olmayan bir yerde askıda ekmek kampanyası başlatmak ne kadar doğrudur. Aslında yoksulların yaşadığı yerde askıda ekmek kampanyası başlatmak kötü bir şey değildir. Yoksul olan insanlar için bu durum güzel bir haberdir.

Sayın Devlet Bahçeli bu açıklamasıyla belki de askıda ekmek kampanyasını değil de, askıda yoksulluk kampanyasını başlatmış oldu.

Kötü olan durum bu ülkede açlık sınırının altında insanların yaşadığını inkar etmektir.

Bu durum her geçen gün daha da anlaşılamaz hale geliyor. Bunun en belirgin örneği de geçenlerde TBMM’de yaşandı. CHP milletvekilli körsüde yaptığı konuşmada: bu ülkede kuru ekmek yiyen insanlar var dedikten hemen sonra, AKP denizli milletvekili Sayın Şahin Tin şöyle cevap verdi: eğer kuru ekmek yiyorlarsa demek ki aç değiller.

Söylediği bu söz hem gülünç verici, hem de utanç verici bir açıklama oldu. Bu nasıl bir açıklama? Yoksulun seçtiği ve yoksulun verdiği vergilerle o koltukta oturan birine yakışıyor mu? Yoksa onlara göre kuru ekmek zenginliğin bir işareti mi? Acaba onlara göre fakir ne yemesi gerekiyor. Eğer onlara göre kuru ekmek fakirlik değilse sakın kuru ekmeğin yanında soğan kırıp da yemeyin yoksa bu ülkede size milyoner deyip sizden ekstradan vergi keserler.

İşin tuhaf yanı Sayın Şahin Tin, bu açıklamasından sonra özür bile dilemdi. Özür dilemeyi boş ver kendini bile savunamadı. Telefonu çıkartıp telefonda bir metin okudu. Burada sorulacak iki soru vardır: Birinci soru metni ona kim gönderdi? İkinci soru fakirlerle hem dalga geçecek, hem özür dilemeyecek hem de telefondaki metni çıkarıp okuyacak. Yoksa kendini bile savunamayacak insanlar mı bizi yönetiyor.

Bu ülkede ekmek olmuş iki lt. Bunu alabilecek durumu olan var, olmayan var. Bunu alamayan insanlar var dediğimiz de ilk cevap gitsin halk fırında alsın diyorlar. Tamamda her yerde halk fırını yok, o zaman ne yapacaklar dediğimizde içinde bana ne oda benim sorunum değil ya dercesine yüzümüze bakıyorlar.

Geçenlerde İstanbul Büyük Şehir Belediyesi 142 yeni halk emek şubesini açma kararı aldı. Ancak İBB meclisinde alınan oy çokluğu kararıyla reddedildi. Buna kalkıp işte MHP ile AKP’nin oylarıyla reddedildi demek yanlışlık olur. Çünkü eğer söz konusu fakirlikse ve ihtiyaç sahibi ise partinin ne önemi var, öyle değimli?

Bunun reddedilmesin gerekçesi ne biliyor musunuz? O şubelerin kimin işletilmesi.  A partisi diyor ki ben işleteyim, B partisi diyor ki ben işleteyim. Niye biliyor musunuz? Oradan bize bir verecekler ya kendileri iki alacaklar.  Onlar fakiri düşündükleri zaman bile kendilerini düşünmeden edemiyorlar. Belki de bu durum onların suçu değil:

Çünkü fakiri düşünmek için öncelikle fakir olmak lazım.

İşçiyi düşünmek için öncelikle işçi olmak lazım.

Çiftçiyi düşünmek için öncelikle çiftçi olmak lazım.

Oysaki onlar bunlardan hiçbirisi değil…

Copyright 2010 İvedi Haber.Com Tüm hakları saklıdır.

organik hit film izle

istanbul escort

alanya escort