İvedihaber

Birşeyler Ters Gidiyor

Birşeyler Ters Gidiyor
Hacı Mehmet Karakaş( dilaney02@gmail.com )
76
13 Nisan 2020 - 19:21

Bazen doğru yaptığım dediğiniz alsında yanlış yaptığınız bir şeydir. Her ne kadar size doğru geldi gibi görünse de bu sizin doğru yaptığınız anlamına gelmez. Aslında doğru olup olmadığını dönüp bakmak gerekir. Bazen fazla kibirli olmak doğru değildir. Her şeyi ben bilirim. Ben hayatta yanlış yapmam, benim yaptığım her şey doğrudur demekle doğru olmuyor ne yazık ki.

Bir ülkede hükümet olmak yanlış yapmaz anlamına gelmez. Nasıl olsa hükümet bizde biz yanlış yapmayız demekle olmuyor. Herkes yanlış yapabilir, hükümetlerde yanlış yapabilir, muhalefet de ki partilerde yanlış yapabilir.                                                                                                                                                   Önemli olan doğrularımızı kabul ettiğimiz gibi yanlışlarımızı da kabil etmek. Çünkü doğruya en kolay olaşmanın yolu budur. Çünkü yanlışlarımızdan ders almak gerekir. Yanlışlardan ders alabildiğimiz kadar az hata yapabiliriz.

Covid- 19 salgınına karşı bir önlem alıyoruz, ama her gün vaka sayısı ve ölüm sayısı artıyor. Aldığımız önlemler karşısında vaka sayısı ve ölü sayısında azalma olmuyor.                                                                                                       Aldığımız önlemlerden bu yana yaklaşık bir ay geçti, aldığımız önlemler neticesinde bu bir ay içerisinde vaka sayısında bir azalma olması gerekmiyor muydu? En azından azalma olmasa bile bir noktada durması gerekiyordu.

Bir şeyler ters gidiyor, bunu kabul etsek de etmesek de. Ne kadar birbirimizi sevmesek de ne kadar birbirimizde nefret etsek de bazen bir araya gelmeyi becermeliyiz. Birbirimize danışmalıyız. Birbirimize ne kadar çok danışırsak o kadar az hata yaparız, ne kadar az danışırsak o kadar çok hata yaparız.

Örneğin: bu iki günlük sokağa çıkma yasağı kim getirdi. Bir kişi kendi düşüncesi uğruna mı getirdi, yoksa bilim kurulu kararı ile mi getirdi? Benim görüşüme göre bu karar bilim kurulunun kararı değildi. Çünkü sokağa çıkma yasağı olduğu akşam bilim kurulu bunu ekranlarda öğrendi. Bunun yanında Sayın İçişler Bakanı Süleyman Soylu şöyle bir açıklamada bulunda ‘’ bu karar Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararı doğrultusunda biz böyle bir karar aldık’’ dedi.

Ben sokağa çıkma kararına karşı değilim. Ben sokağa çıkma yasağının getirilmesinden yanayım. Çünkü benim için hiçbir şey insan sağlığından daha değerli değil. Hiçbir parti, hiçbir hükümet, hiçbir muhalefet insan sağlığından daha değerli değildir.                                                                                                                          Bu zor günlerde bir kişiyi dinlemek yerine kurulmuş olan bilim kurulunu dinlemek daha doğru olacaktır. Madem bilim kurulunu dinlemeyeceğiz o zaman bilim kurulunun toplanmasına da gerek yok. Madem bunu kendimiz yapacağız pare bunu yerinde ve zamanında yapalım.

Birde sokağa çıkma yasağı bu saatte yapılamaz. Madem sokağa çıkma yasağı getirecektiniz bunu sabah söyleyecektiniz biz bu akşam saat on ikiden sonra sokağa çıkma yasağını getireceğiz. Eğer sabah söyleseydiniz insanlar akşama kadar ihtiyacı olan gıdayı almış olacaktı.  O zaman bu kadar yığılma olmazdı. Diyelim ki sabah söylemdiniz, o zaman da akşam saat onda söylemeyecektiniz, biz bu akşam sokağa çıkma yasağını getireceğiz diye. Herkes uyuduğu zaman, dükkanlar kapandığı zaman söyleyecektiniz. Diyelim ki onu da mı yapmadınız? O zaman en azından halka bilgi verebilirdiniz, halkımız endişe etmesin fırınlar açık olacak. Kimseyi açta açıkta bırakmayız diye.

Belki de sadece suçu hükümete atmakta doğru olmayacak. O akşam sokağa akın eden insanlarda da suç vardı. Sanki dünyanın sonu gelmiş gibi dışarıya akın etmek doğru değildi.

Yaptığınız bu hata sonucunda bunca insanın emeğini boşa götürdünüz. Geçe gündüz çalışan sağlık personelinin emeğini hiçe saydınız. Ya ne balkonda oturup onlara destek amacıyla alkışlamakla olmuyor. Alkışlamakla bir şey değişmiyor demek ki. Keşke alkışlamak yerine onlara değer verseydiniz. Eğer değer vermiş olsaydınız o akşam o saatte dışarıya çıkmazdınız, bunun yanında o saatte sıkıyönetim ilan etmezdiniz. Bir ekmek için o kadar dışarıya koşmazdınız, bir aylık emeği iki saat için heder ettiniz.

Bunun bir sorumlusu olması gerekiyordu. Dün akşam Sayın Süleyman Soylu formalite icabı istifa etti, ama iki saat içinde istifası kabul edilmedi. Bunun bir oyun olduğunu herkes biliyor. Tepkileri azaltmak için böyle yapıldı. Yoksa ne Sayın Süleyman Soylu istifa eder, ne de Sayın Cumhurbaşkanı onun istifasını kabul eder.

Bunu hiçbir zaman unutmayın, siyasetçiler için koltuk sevdası bütün insanlardan daha değerlidir. Onlar için hayatta hiçbir şey koltuk sevdası kadar değerli değildir.

Dün akşam o istifa kabul edilmeliydi. Çünkü bu durum sıradan bir hata değildi. Bu hata sonuncunda Covid-19 hastalığı binlerce insanın arasında yayılabilir. Bu hata sonuncunda dışarıya çıkmayan insanlar sevdiklerini kaybedebilir. Devleti yönetmek evcilik oyununa benzemez.

Yapamıyorsunuz, Covid-19 ile mücadele edemiyorsunuz. Aldığınız yanlış önlemler sonucunda vaka sayısı ve ölü sayısı her geçen gün artıyor. Hatalarınızı görmek istemiyorsunuz. Hatalarınızı görmek yerine kendinizi teselli etmeye çalışıyorsunuz. Avrupa da Covid-19 ile en iyi mücadele eden biziz diyorsunuz. Kim bunu size söylüyor dediğimizde, Dünya Sağlık Örgütü bunu söylüyor diyorsunuz.

Dünya Sağlık Örgütü eğer bir işe yarasaydı kendi Avrupa ülkelerine yarardı. Geminin içinde ki vatandaş size gemi su alıyor diyor, siz ona diyorsunuz ki yok su almıyor. Çünkü telefonda konuştum arkadaşım bana gemi su alıyor demedi. Hatta bana çok iyi kaptansın dedi.

Dünya Sağlık Örgütü dünyanın öbür ucunda sana diyor ki Covid-19’la çok iyi mücadele ediyorsun, buna inanıyorsun, ama yanında ki bilim kuruluna inanmıyorsun. Ülkemizde Covid-19 da son 24 saat içinde 97 kişi hayatını kaybetti. Toplam ölü sayısı ise 1.198 oldu.

Ülkemizde ölü sayısı Avrupa kadar yüksek olmamasının sebebi ülkemizin genç nüfuslu olmasıdır. Yaşlı nüfusun fazla olmamasıdır. Yoksa bizim Covid-19 ile iyi mücadele ettiğimizle bir alakası yok.

Salgın çıktığından bu yana halkı doğru bilgilendirmedik. Eğer halkı bilinçli bir şekilde bilgilendirseydik bunların yaşanacağını düşünmüyorum. Düne kadar halka maskeyi takmayın dedik, sadece hasta olan takabilir, diğer insanların takmasına gerek yok dedik. Hastalık herkese yayıldıktan sonra kalkıp herkes maske taksın dedik.

Oysaki bu hastalık ağızdan, burundan ve gözden geçiyor. Kalabalık bir şehirde insanlar birbirine mesafesi on santim kadar yakın. Birinin hapşırması veya öksürmesi havadan kalan mikrobun ağız ve burun yolu ile diğer insanlara geçmemesi imkansız.

Maliyeti on kuruş olan bir maskeyi halkımıza bedava dağıtmayı beceremedik. Oysaki bizim seçtiğimiz millet vekiller dakikada bir maske değiştiriyorlar. Halkın canı onların canı kadar tatlı değil. Covid-19 için kurulmuş olan bilim kurulunun bence hiçbir değeri yok. Bilim kurulu hiçbir hükümete yakın olmamalı. Ne olursa olsun düşüncesini söylemelidir. Eğer düşünceleri ve tavsiyeleri dikkate alınmıyorsa daha fazla orda kalmanın bir önemi yok. Ama bilim kurulu her gün çay toplantısı yapar gibi toplanıp çaylarını içip eve gidiyorlar.

 

KÖŞE YAZARLARI

Copyright 2010 İvedi Haber.Com Tüm hakları saklıdır.

takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al


takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al porno izle