Deva Partisi Eğitim Politikaları Başkanı Zeynep Dereli: “Akademiye yarardan çok zarar getirecek”

Deva Partisi Eğitim Politikaları Başkanı Zeynep Dereli: “Akademiye yarardan çok zarar getirecek”

Ak Parti grubu tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan “Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”,dün 290 oyla kabul edilerek kanunlaştı.

DEVA Partisi Eğitim Politikaları Başkanı Zeynep Dereli söz konusu kanun hakkında “Ülkemizin menfaati adına üniversitelerin bilimsel özerkliğine ve öğretim görevlilerinin akademik özgürlüklerine sahip çıkmak ve arttırmak dururken, kabul edilen kanun; eğitim kalitemize, hukuka, üniversitelere, milletimize ve Türkiye’nin geleceğine karşı yapılan büyük bir haksızlık olmuştur” değerlendirmesini yaptı.

‘Korona fırsata çevrildi’

Koronavirüs salgını nedeniyle oluşan müşkül durumun iktidar tarafından fırsata çevrildiğini belirten Dereli, “Normal kanun görüşme şekli terk edilerek, ülkenin yükseköğretim sistemini büyük ölçekte etkileyecek bu denli önemli bir kanun teklifini, milletin iradesini temsil eden değerli milletvekillerine yeterli müzakere imkanı tanımadan kanunlaştırmıştır” diye konuştu.

‘Akademisyenler, cezanlandırılacak’

DEVA Partisi olarak Kanunun; üniversitelerin bilimsel özerkliğine ve öğretim üyelerinin akademik özgürlüklerine öncelik veren, onları koruyan, anayasal bir hak olan bilimsel özgürlüğe sahip çıkan bir yaklaşımla hem devlet hem de vakıf üniversitelerinin dünya sıralamalarında olmaları için gerekli teşvikin yapıldığı bir düzenleme olmasını isterdiklerini aktaran Zeynep Dereli, “Maalesef karşılaştığımız tablo ülkenin acı tablosunu burada da karşımıza çıkartmıştır. Açıkça görüldüğü gibi tüm öğretim görevlilerini otoriteye tabi hale getirerek disipline olmayanları keyfi olarak cezalandırma ve esasında özerk olan vakıf üniversitelerinin alanlarını daha da sınırlandırarak gerekli görüldüğü an faaliyetlerini sona erdirerek el koyabilme imkanını verilmiştir” dedi.

Kanunun en sorunlu düzenlemelerinden birinin öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğuna ilişkin olarak Yükseköğretim Kanununun 53’üncü maddesinde yapılmak istenen değişiklikleri içeren 7’nci maddesi olduğunu aktaran Dereli, “Madde gereğince; mevcut uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma, kamu görevinden çıkarma için belirlenen fiil ve hâllere Devlet Memurları Kanunundan esinlenerek ve terör ile ilgili bir fıkrayı da içerecek şekilde yeni ilaveler getirilmiştir” ifadeleri kullandı.

Kanunun bu maddesi ile üniversiteleri amaçlarına aykırı bir biçimde adeta devlet dairesine dönüştüreceğini aktaran Dereli, “Akademik özgürlük ve güvencelerden uzak nitelikteki keyfi sonuçlar doğuracak bir düzenleme Anayasa mahkemesinin üniversite özerkliği vurgusuyla öğretim üyelerinin devlet memuru statüsünde olmadığı, disiplin suçlarının da aynı olamayacağını belirten kararlarına aykırı bir şekilde yapılmıştır. Kanun teklifinin gerekçesinde de belirtildiği gibi Devlet Memurları Kanunu’nun öğretim elemanları için esas alınması bile başlı başına ürkütücü anlayışı ortaya koymaktadır” diye konuştu.

‘Tarihi fırsat kaçırıldı’

Dünyada 21. yüzyılın büyük dönüşümlerinin üniversitelerin geliştirdiği teknolojiler ve bilim ışığında harekete geçtiğine dikkat çeken Zeynep Dereli,“COVID-19 ile birlikte dijital çağa kesin geçiş yapılmış, dijitalleşme, biyoteknoloji, yapay zeka gibi inovasyona dayalı teknolojiler varoluşsal önem kazanmıştır. Bu gelişmelerden uzak kalmak, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan Türkiye’nin gelişmiş ve müreffeh ülkeler arasında yer almasının mümkün olmaması demektir. Kanunla küresel gelişmeler ve 21. yüzyıl vizyonu göz ardı edilerek tarihi bir fırsat kaçırılmıştır. Eğitim perspektifinden baktığımızda uzaktan eğitimin örgün eğitimde kanuni zemin bulabilmesi sağlanabilirdi. Yapmadık. Medyada herkes telafi eğitimini konuşuyor” diye konuştu.

‘Hibrit eğitim modeli hazırlanmalı’

Yeni düzenlemeye göre koronavirüsü nedeniyle ara verilen ilk, orta ve yükseköğrenim seviyelerinde ki kazanım eksikleri yazın telafi eğitimi ile giderilecek maddesi için ise Zeynep Dereli şunları söyledi: Mevcut konjenktürde sadece telafi eğitiminin düzenlenmesinin yetersiz olduğu kesindir. Örgün eğitime uzaktan eğitimin de katılacağı “hibrit eğitim” modeline hazırlanılması gerekmektedir.Bizim tespitlerimiz ile de örtüşen, OECD tarafından yeni hazırlanan Koronavirüsü Eylem Planı Raporunda, Eğitim Bakanlıklarının virüs nedeniyle eğitim öğretime bir süre daha ara verme ihtimaline karşın uzaktan eğitimin örgün eğitime hukuken dahil edilme yollarının belirlenmelerini, mezuniyet ve atama gibi hususları da gözden geçirilmeleri önerilmektedir.Orta ve uzun dönem için hibrit eğitim modeline maddi ve beşeri sermaye ayrılması ve gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.”

‘Üniversiteleri kapatmanın yolu’ Düzenlemenin 13. maddesine göre geçici olarak faaliyeti durdurulan vakıf üniversitesi YÖK’ün kararıyla kapatılabilecek. Zeynep Dereli, bu maddenin sakıncalı olduğunu belirterek “Söz konusu düzenleme ile nokta atışı yapılarak, vakıf üniversitesinin nasıl kapatılacağı, kurucu vakfa ne olacağı, sahip oldukları mülklere nasıl sahip çıkılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bildiğimiz üzere, kanunlar nesnel olur; kişiye ya da bir kuruma özel kanun yapılmaz. Ancak siyasi irade Şehir Üniversitesinin faaliyet iznini iptal edeceğini çok önceleri açıkça ortaya koymuş, siyasi hesaplaşmasına hukuku araçsallaştırarak kanun olarak meclise sunmuştur” dedi. Dereli, ayrıca şunları söyledi: “Bu kanun ile yürütme, AYM kararlarında, “YÖK’ün, üniversiteleri denetlemeye ilişkin kuralları hem üniversiteler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmalıdır. Ayrıca keyfi uygulamalara karşı koruyucu önlemler içermesi de gereklidir. Aksine bir düzenleme, merkezi idarenin üniversitelerin bilimsel özerkliğine keyfi şekilde müdahalede bulunmasına imkân tanır ki, bunun Anayasa’nın 130. maddesiyle bağdaşması mümkün değildir” şeklinde ortaya konulan çerçevenin aksine tüm vakıf üniversitelerini kontrolü altına almayı amaçlamaktadır. Açılan bu yol Şehir Üniversitesi dışında da birçok keyfi uygulamaya yasal meşruiyet sağlayacaktır.

Son olarak Zeynep Dereli, DEVA Partisi olarak üniversitelerin gelişiminin önünde en büyük engel olan Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kapatılmasını ve yükseköğretim sisteminin, kurumsal özerklik, akademik özgürlük ve performansa dayalılık ilkeleri çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulamak istediklerini belirtti.

YORUM ALANI

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.