izmir escot bursa escort
1xbet betist supertotobet

İvedihaber

torbalı escort trabzon escort uşak escort osmancık escort kırşehir escort

Advert

Sosyal Devlet

Sosyal Devlet
Hacı Mehmet Karakaş( dilaney02@gmail.com )
23
20 Nisan 2020 - 19:05

Sosyal Devlet dediğimizde devlet ekonomik ve toplumsal yönden yurttaşlarının tümüyle ilgilenen, onların yaşam düzeyi, sosyal güvenliği ve benzeri konularında gereken önlemleri alan devlettir. Tabi bu kelime anlamıdır.                                                                                                                                                                 Eğer bunu biraz daha sade bir dille anlatmaya çalışırsak; sosyal devlet, vatandaşına sahip çıkan, en zor durumda onun yanında olan, vatandaşı yere düştüğü zaman onu kolunda tutup kaldıran, maddi ve manevi olarak ona sahip çıkan devlettir.

Birçok devlet anayasasında devletimiz sosyal devlettir diye yazar ama yazmakla devlet sosyal devlet olunmuyor. Sosyal devlet olabilmek için bunu uygulamak gerekir. Örneğin: ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ Sosyal devletin gerçek prensi budur. Bunu hangi devlet kollanıyor diyecek olursanız ne yazık ki hiçbir devlet kollanmıyor. Bütün devletler sözde sosyal devlettir. Uygulamaya gelirse hiçbir devlet sosyal devlet olamaz, çünkü bu durum onların işine gelmez.

Ülkemiz ise sosyal devlet mi yoksa değil mi? Sorusuna gelince orası ise meçhul, çünkü bir devletin anayasası olmalı, bir politikası olmalı, bir ekonomik modeli olmalı ve her şeyden önce bir işleyiş tarzı olmalı, ama ne yazık ki bizde her zaman partiler devletin önüne geçmiştir. İktidara gelen bütün partiler kendisini bir devlet gibi görmüştür. Partinin devletin arkasında kalması gerekirken, devlet partinin arkasında kalmıştır. ‘Parti devlet içindir’ ‘anlayışı yerine ‘devlet parti içindir’ anlayışı haline gelmiştir.

Hangi parti başa gelirse anayasada o kanunda da odur.   Onun söyledikleri her şey doğru, diğer muhalefetteki partilerin söylediği her şey yanlıştır. Ben demiyorum muhalefet partisi yalan söylemez. En azında bir doğru söylediğinde onu dinlemek gerekir. Zaten muhalefetin amacı hükümetin yanlışlarını eleştirip denetim altında tutmak değil midir? Ama ülkemizde ne yazık ki hükümeti eleştirmek günah durumuna düşmüştür. Hükümeti eleştirirsen ya günah işliyorsun, ya Müslüman değilsin, yada vatan hainisin.

Hatta bu günlerde meclise yeni bir sistem gelmiştir. Hükümette ki parti yeni bir karar almış. Bu kararın ne olduğunu biliyor musunuz?

Diyor ki muhalefet hangi öneriyi meclise sonarsa sunsun biz onu kabul etmeyeceğiz. Meclise sundukları önerge ister doğru olsun ister yanlış olsun biz kabul etmeyeceğiz. Niye kabul etmiyorsun sorusunu sorunca o önergeyi muhalefet getirdiği için kabul etmiyoruz. Ben hayatım boyunca böyle bir saçmalık görmedim. Böyle bir durum akla mantığa sığmıyor. Bu durumu küçük çocuklar bile evcilik oyunu oynarken yaşayamıyorlar.

Bu ülkede en iyi Müslüman iktidardaki olan partidir. Diğer bütün partiler Hıristiyan’dır. En iyi Türk ve vatansever onlardır. Kimse onlar kadar vatanı ve bayrağını sevmez. Onlar için muhalefettekiler ve onlara oy verenler ya terörist yada Amerikan uşağıdır. Onların bir yanlışını onlara söylersen size tek söyleyecekleri bu ülke için biz ölürüz ama siz Amerikan uşağısınız. Bu ülkeyi bölmekten başka bir derdiniz yok, ama biz size bu ülkeyi böldürmeyeceğiz söylentilerine başlarlar.

Kimin daha çok Müslüman olduğu, kimin daha çok vatansever olduğu insanın yüzüne bakarak karar vermek ne kadar doğru acaba? Eğer öyle bir doğru olsaydı herkes herkesin gözünde vatan haini olurdu.

Bu günlerde çok zor süreçlerde geçiyoruz. Çoğu insan işsiz kaldı.  Hükümetin işçinin yanında durmasını beklerken her zaman olduğu gibi işverenin yanında durdu. Bütün işveren yıllar buyunca işçinin sırtında geçindi. Onun emeğinin teri ile zenginliğine zenginlik kattı. Salgın hastalıktan dolayı işler olmayınca ve zengin daha zengin olmayınca bir iki ay için kalktı işçiyi işten çıkardı. İşten çıkarmadıklarını da kalktı ücretsiz izne çıkardı. Bunu biraz daha net bir şekilde söylersek işçiye seni işte çıkarmıyorum ama ne halin varsa gör, yane onu açlıkla baş başa bıraktı.

Bütün bu olaylar yaşandıktan sonra aradan dört hafta geçti, hiçbir şey olmamış gibi hükümet ortaya çıktı hiçbir işveren işçiyi işten çıkarmayacak. İşçiyi işten çıkarmayı yasaklıyoruz dedi. Hükümetin etrafında toplananlarda bağırarak alkışlamaya başladı. Helal olsun bizim parti gene çok güzel bir karar aldı. Onlara çıkıp günaydın demek istedim. Yeni mi uyanıyorsunuz? Bu boş alkışları yapmaya geç kaldınız, saten işveren işçiyi işten çıkarmıştı. Çıkarmadığı işçiyi de açlıkla baş başa bıraktı.

İşveren iki ay çalışmış olan işçiyi işten çıkarmış, iki aydan fazla çalışmış olanları da ücretsiz izne çıkarmıştı. Hükümet iki ay içinde çalışmış olan işçiyi görmezden geldi, diğer işçiler içinde ‘kısa çalışma ödeneği’ vereceğiz dedi. Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Ben seni açlıkla baş başa bırakıyorum. Kısa çalışma ödeneği ne kadar biliyor musunuz?  1.170 TL

Bir insan 1.170 TL ile nasıl geçinir ki, hele büyük bir şehirde yaşıyorsan. İstanbul gibi bir şehirde sadece kiralar 1.000 TL’nin altında bulamazsın. Diyelim ki bu fiyata bir ev buldunuz. Bunun birde elektrik, su, doğalgaz ve mutfak masrafları var. Ben anlamıyorum. Bu parayı verenler ve bu parayı işçiye layık görenler hiçbir zaman bu para ile geçindiler mi?

Maaşını aldığı zaman bir masaya oturup bunların hesabını yaptılar mı? Bir yanında defter diğer yanında faturalar durdu mu? Kara kara ben bu ayı nasıl geçireceğim diye düşündüler mi? Ben düşündüklerini hiç zannetmiyorum, çünkü onlar hiçbir zaman işçi olmadalar ki, hiçbir zaman bir ömür boyu çalışıp emekli hayalini kurmadılar ki. İşçi olmayan, fakir olmayan ne işçinin halinden anlar nede geçinmenin ne kadar zor olduğunu bilirler. İşçi olmadan işçi hakkında düşünmek, onlar hakkında karar vermek ne kadar saçma değil mi?

Mecliste 600 milletvekili var hangisi işçi sınıfından geliyor. Hangisinin babası tekstilde, fabrikada, markette, manavda, pazarlarda ve lokantada çalıştı. Hangisinin babası markette kasiyerlik yaptı, hangisinin babası sinemada insanlara yer gösterdi. Hangisinin babası tarlada çalışıp elleri nasır tuttu. Hangisinin ailesi mevsimlik işçilik yaptı.

Hangisi hayatın boyunca bir fabrikada çalıştı. Hangisi iki yılını kirada geçirdi. Hangisi parası olmadığı için bakkala veresiye alışveriş yaptı. Hangisi hangisi…

Onlar hiçbir zaman penceresi kırık, kışın damı damlayan, sobası tütmeyen bir evde büyümediler. Tuhaf değil mi fakirliği yaşamadan onların kaç para ile geçinebileceğini söylenmesi.

Aslında işveren bir yıldan fazla çalışmış olan işçinin maaşını tam vermesi gerekiyordu. İki aydan az çalışmış olan işçi içinde devletin kısa çalışma ödeneği vermesi gerekiyordu, ama bir iki ayın parsı çalışmadan işçiye vermek zenginlere çok geldi.

Merek etmeyin işçi iki ay içinde açlıktan ölmez, çünkü işçi sadece bu iki ay aç kalmadı. İşçi ömrü boyunca sizin bu politikalarınız yüzünden hep aç kaldı. Aç kalmaya da devam edecektir.

Copyright 2010 İvediHaber.Com Tüm hakları saklıdır.

Maraş escort Yozgat escort Giresun escort Didim escort Çorum escort Erzurum escort Zonguldak escort Sivas escort Düzce escort Tokat escort Osmaniye escort Kütahya escort Mardin escort Fethiye escort Manavgat escort Adıyaman escort Şanlıurfa escort Ordu escort Alanya escort Muğla escort Pamukova escort Buca escort Osmaniye mutlu son

istanbul escort

alanya escort
mersin escort mersin escort mersin escort mersin escort konya escort kayseri escort malatya escort
escort mersin escort mersin
Maraş escort Yozgat escort Giresun escort Didim escort Çorum escort Erzurum escort Zonguldak escort Sivas escort Düzce escort Tokat escort Osmaniye escort Kütahya escort Mardin escort Fethiye escort Manavgat escort Adıyaman escort Şanlıurfa escort Ordu escort Alanya escort Muğla escort Pamukova escort Buca escort Osmaniye mutlu son

istanbul escort

alanya escort
mersin escort mersin escort mersin escort mersin escort konya escort kayseri escort malatya escort
escort mersin escort mersin